Aral’a

Uğur Deden gelecekti bu hafta sonu buralara. Güneşi, kocaman bir portakal gibi evin terasından denize düşürecektik. Hafif bir serinlik hissedecektik, sonra deniz sakinleşecekti. Geçen sonbahar gönderdiğimiz kırlangıçlar, yavrularına önümüzdeki çamların, meşe palamutlarının, palmiyelerin, zakkumların arasında dans ederek uçmayı öğreteceklerdi. Sonra usulca adlarını bilmediğimiz serçeler, papağanlar veya belki de kanaryalar Arnavut kaldırımlı dar yokuşun iki yanındaki … Okumaya devam et Aral’a

seçim

kör bir karanlığa düştün oğul takıldın taşa  tutamadım demiştim kendime ama gözüm açık kaldı kör bir karanlığa düştün oğul filizlendin, çiçeklendin, uçacak dedim iki gönül ara kaldı kör bir karanlığa düştün oğul uzansan göremem, bağırsan duyamam senden başka dostum yok ki iki dünya ayrı kaldık 24/Haziran/2018

kötü ruh

Kötü insanlar dendiğinde aklınıza hemen insanlara, hayvanlara ya da doğaya fiziksel olarak zarar verenler gelir. Şiddet içerikli bir tokat atmaktan başlayıp, ateşli en korkunç silah kullanımına kadar pek çok şeyi sayabiliriz. Benim bunların dışında “Kötü İnsan” ya da “Kötü Ruh” olarak tanımladığım başkaca bir grup insan daha var. Örnek mi istersiniz; hafta sonu diyelim ki … Okumaya devam et kötü ruh

Yaratma Cesareti / Rollo May

Varoluşçu psikoterapinin Amerika’da en önemli isimlerinden biri olan Rollo May, kaygıyı çağın sorunu ve nevrozun en temel semptomu olarak açıklıyor. Felsefe yanında ressamlık yapmış olması nedeniyle sanatçı kimliği ile değişimin kaygının içine gömülerek varılacak bir yaratıcılık düzeyinde gerçekleşeceğini vurguluyor. “Bir seçimle yüz yüzeyiz. Dayanaklarımızın sarsıldığını hissedince kaygı ve panik içinde geri mi çekileceğiz?” “Yoksa gerekli … Okumaya devam et Yaratma Cesareti / Rollo May

pazarcı

Koca cipini pazara en yakın yere zorlukla park etti. Kahvede kayıtsız sabah kahvesini içen ihtiyar arabaya baktı. Kumandasına bastı. Dev iki kulağa benzeyen aynalar acele cama yapıştı. Balonlu naylona benzer gocuğunu çenesine kadar çekti. İhtiyarın gömleğinin yakası açık ceketinin iki düğmesi ilikliydi. Yavaşça sigarasından bir fırt daha aldı. Adam pazarın yıllardır geldiği yazlığına bu kadar … Okumaya devam et pazarcı

bir pazar gezisi

"Delikanlı buralarda taziye evi varmış, nerede biliyor musun?"Tombul yanakları kıpkırmızı, kazağından dumanlar çıkan çocuk topun üstüne bastı.Yanındaki sıska "O da neymiş?" dedi."Cenaze evi yani evladım. Parkın içinde demişlerdi bana""Burada yok" dedi hiç düşünmeden. Topa olanca hızıyla vurup tel örgülerle çevrili toprak sahada koşturmaya devam ettiler."Baba, delikanlı dedin ya. Şişman diye mi?""Oğlum senin yaştakilere öyle denir … Okumaya devam et bir pazar gezisi

beyoğlu

Cumartesi saat 11’e doğru yatakta gözlerini açtığında hala gitmekte nazlanan sonbaharın sıcak ışığını ruhunda hissetti. Koca bir haftayı soluksuz çalışarak geçirmişti. Uzun zamandır neredeyse sadece yatmak için eve geldiğini hatırladı. Yerini kışa bırakmak istemeyen sonbahar gibi o da sarıldığı yastığını bırakmak istemedi. Gerindi. Gözlerini tekrar kapadı. Gördüğü rüyayı düşündü; Koca bir okyanusun dibindeydim. Her türden … Okumaya devam et beyoğlu

kayıp

Bir an duvarın soğuğunu sırtımda hissettim. Gözümü açtığımda hastanede olduğumu hatırladım. Oturduğum tahta sıranın tam karşısında duvardaki saat yediyi gösteriyordu. Gün ışımak üzereydi demek ki. Üniversiteyi bitirir bitirmez ilk bulduğum işe gireli neredeyse bir yıl olmuştu. Ama ben gece gündüz demeden çalışıyordum. Azıcık gözlerimi dinlendireyim derken uyuyakalmışım. Ambulans annemi almaya geldiğinde gece yarısını biraz geçmişti. … Okumaya devam et kayıp

yeni yıl

Sevgili, Şimdi sahile ineceksin. Bugün başkaları için değil kendin için makyajını yapacaksın, süslenecek ve en sevdiğin kıyafetleri giyeceksin. Ben sana ne yakıştırdım biliyor musun? Hani Catherine Deneuve’nin saçları fönlü ama üzerinde hafif bir eşarp var, onun nasıl oluyordu rüzgarda uçmadığına hep şaşarım, siyah geniş gözlükleriyle yürür ya filmlerde, aynen öyle hayal ediyorum. Siyah bir elbise … Okumaya devam et yeni yıl

Smyrna

Smyrna yanıyordu. Yıkık dökük eski bir kalenin kapısından içeriye kendisini zorlukla attı. Dondurucu rüzgarın vızıltısı hala kulağındaydı. Küçük kentin daracık sokakları neredeyse terk edilmiş gibiydi. Cılız da olsa sokağın iki tarafında kale kapısından itibaren duvarlara neredeyse bitişik en fazla iki katlı eski taş evlerin tahta pervazlarından sızan ışıklar sokağı aydınlatıyordu. Sokaklar o kadar dardı ki, … Okumaya devam et Smyrna