kıyı

Kış güneşinin apartmanların ardından günü terk ettiğini fark etmemişti.
İlk gördüğü ışıklı yer burasıydı. Dışarıdan küçük bir aile işletmesi gibi görünüyordu.
Sanki bir evin koca yemek salonu sokağa açılıyordu. Krem rengi pervazları, duvarın dibine dizilmiş küçük saksıları, beyaz örtüleri ile restoran koca binaya iliştirilmişti.
Camlı kapıyı açınca çıngırağın sesi duvarda her yaştan aile bireyleriyle dolu resimlerin arasından dolaştı, boş masalarda yankılandı.
Garson:
“İyi akşamlar, kaç kişi olacaksınız?” diye sordu.
En zoru buydu zaten.
“Yalnızım” dedi adam.
Kasketini ve atkısını verdi. Paltosunu uzatmadan önce iç cebinden not defteri ile kalemini aldı.
Bu akşam yıllardır yazdığı romanını artık bitirmek istiyordu.
Zaten her şey aklındaydı sadece uygun sözcükleri zamanı geldiğinde son yaprağa aktaracaktı.
Bu yaşta her yere tek başına gidilmiyordu.
Onun için genellikle evdeydi. Dışarı çıktığında kendini rahat hissettiği tanıdık veya sessiz yerleri seçiyordu.
Garson menüyü uzattı. Adamın açık defterine gözü ilişince, bardağa su doldururken azıcık taşırdı.
Biraz yalnız kalırım, yazı yazmak iyi gelir derken uzun yıllar olmuştu.
Telefonu neredeyse hiç çalmıyordu. Eski alışkanlıkla telefonunu arada bir çıkarıp hala mesaj var mı diye bakıyordu. Oysa en sonuncusu sevgilisinin onu terk ettiği mesajıydı.
Çok genç yaşta evlenmişti.
İyi para kazandığı bir işi, arabası, asistanı, arkadaşları vardı.
Şimdi ise Amerika’da yaşayan oğlu dışında kimsesi kalmamıştı. Üniversiteyi bu yıl bitirip hemen işe girdiğini söylemişti. Nerede çalışırdı? , arkadaşı var mıydı? , şarap sever miydi? …
Boşanmayı karısı istemişti.
Uzun bir süre ilişkisi olmamıştı.
Ama bir iş toplantısında tanıştığı kahverengi gözlü kadın onun hayatını altüst etmişti. Onu dipten çıkarmış bulutların üstünden tekrar geri bırakmıştı. İlişkisinin bu kadar kısa sürede bitmesi herhalde kendi kabahatiydi. Kalan, yalnız bir yazar müsveddesiydi. Gelen teklifleri de geri çevirdiğinden artık onu kimse aramıyordu.
Kaybettiği hayatını yazmaya başlamıştı. Sanki pişmanlıklarını, hayal kırıklıklarını yazarak hafifletiyordu.
Şarabından bir yudum daha aldı. Yağlı parmesandan bir parça kesmeye uğraşırken, çıngırağın sesi tekrar yankılandı.
Kapıda iki yetişkin erkek çocuk belirdi. Arkalarında muhtemelen anne-babaları olan çift el ele onları takip etti. Çocuklar rengarenk alışveriş torbaları taşıyorlardı. Babanın elindeki pasta kutusu bir kutlama habercisiydi.
Onlar neşeyle masalarına otururken,  gözü duvardaki resimlere takıldı.
Dedeler, nineler, babalar, yeni evliler, çocuklar, torunlar…
Bir siyah beyaz fotoğraf kadar basitti aslında mutluluk.
Sekiz yıl evli kalmalarına rağmen karısı ve oğluyla şu küçücük çerçeveye sığamamışlardı.
Çocukluğunu hatırladı. Çok sevdiği annesini, misketlerini, ucu çivili topacını, bahçelerdeki ağaçlardan nasıl kiraz çaldığını, düşüp kolunu kırdığını, sakızlardan çıkan resimlerden albüm yaptığını, top oynarken komşu evin camını kırıp kaçtığını, kömür karasını, koca şişelerdeki memba sularını satıp ilk parasını nasıl kazandığını düşündü.
Ruhu burada değildi. Bir yerlerde, uzaklarda takılıp kalmıştı. Geri dönüp onu alamıyordu. Derin bir yalnızlık hissetti.
Yüklü bir bahşiş bırakarak hesabı ödedi.
Sokağın köşesindeki duraktan taksiye bindi.
“Aşağıya, sahile inelim” dedi.
Telefonuna son bir kez baktı, kapattı ve taksinin koltuğuna bıraktı.
Cebinden defterini çıkardı.
Akşam yazdıklarını tekrar okumaya başladı, bitiş cümlesini ekleyip romanını sonlandırdı.
Taksiyi sahildeki tarihi köşkün önünde durdurdu.
Köşkün yanı başındaki meydandan denize doğru yürüdü.
Sahile yakın ağaçların altındaki banklardan birine oturdu.
Zamanın geçip geçmediğini bilmiyordu.
Karayel hala sertti, ama üşütmüyordu artık.
Kar tanecikleri yüzüne çarpıp kristal çizgiler oluşturuyordu.
Ama yüzündeki tebessüm kaybolmamıştı.
Köşkün görevlilerinden biri ona sesleniyordu ama o annesinin elinden tutmuş güle oynaya mahallesindeki ilkokula gidiyordu…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s